Benim Hikayem

İpin İki Ucu

Çocukluğumdan beri çok sorgulayan biri olmuşumdur, büyüyünce de dinimi sorgulamaya başladım. Ortaokulda ve lisede din kültürü hocalarına hep felsefi sorular sorardım ancak asla beni tatmin edecek cevaplar alamazdım.”

Şu sıralar popülarite kazanan tesettürü bırakma hikayelerini okudukça, fotoğraflarını bir savaş kazanmış muzaffer edasıyla paylaştıklarını gördükçe,  lisedeki mütesettir tanıdıklarımın üniversiteye geçince tam tersi bir hayat tarzı benimsediklerine şahit oldukça hem içim acıyor hem de bunun bu kadar yaygın olma sebepleri üzerine uzunca düşünüyorum. Kendi tesettüre girme hikayemle onların bunu terk etme sebeplerini daha iyi anlayabiliyorum. Bu sıralar çok konuşulan bu konu hakkında ben de kendi hikayemi anlatmak istedim.

Anlayışlı ve muhafazakâr bir ailede büyüdüm.  Yani ailem bana iyi ve kötünün, dini emirlerin ne olduğunu öğretti ancak kararı bana bıraktı. 11-12 yaşlarındayken bir akrabamız kızını yatılı Kur’an kursuna gönderip ferace giydirirken ailem asla böyle bir zorlamada bulunmadı. Buluğ çağına erince tabi ki ailem bana da tesettürü tavsiye etti ancak daha düşünce olarak olgunlaşmadığım için bunun gerekliliğini kavrayamadım ve lise son sınıfa kadar nasip olmadı. İlahiyat okuyan ablam sürekli beni ikna etmeye çalıştı ama bunu biraz cehennemle korkutarak yaptığı için pek etkili olmadı. Bir de malum ergenlik döneminde olduğumdan ötürü büyüklerimin söyledikleri bir kulağımdan girip öbüründen çıkıyordu. Bu sırada lise 3’te kapanma furyası başlamışken ben sadece tesettür değil iman konusunda bile uçurumun kıyısındaydım o dönemlerde.

Çocukluğumdan beri çok sorgulayan biri olmuşumdur, büyüyünce de dinimi sorgulamaya başladım. Ortaokulda ve lisede din kültürü hocalarına hep felsefi sorular sorardım ancak asla beni tatmin edecek cevaplar alamazdım. Ablam da “bunlar sorgulanmaz yoksa dinden çıkabilirsin” derdi. Bu tepkiler benim gibi meraklı birini internette araştırmaya itti ve kendimi ateizm sitelerinde buluverdim. Bulduğum hiçbir dini site sorularıma sağlam cevaplar vermiyordu. Ateizm sitelerini okudukça daha derin bir çukurun içine düşüyordum çünkü çok mantıklı geliyorlardı ama bütün inanç ve ahlak sistemime ters düşüyorlardı. Uzun süren bu bocalama ve belirsizlikten çok bunalmıştım ve ağlayarak Allah’a dua ettim “Allah’ım ben içinden çıkılamaz bir çukura düştüm. Kafam çok karışık, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum, yalnız senin var olduğunu biliyorum. Bana doğru yolu göster, sorularımın cevaplarını bulayım.” Daha sonra araştırmayı bıraktım.

Lise 3’ün tatilinde ablamın yanına geldim. Bir akşam ablamın kayınvalidesine oturmaya gittik ve orada ablamın görümcesiyle derin bir muhabbete girdik. Bana bir iş adamının kızı olan üniversitedeki ev arkadaşının kapanma hikayesini anlattı. Kız laik ve rahat bir çevrede yetişen, bikinisini giyip babasına nasıl göründüğünü soran, İslam’dan bihaber bir kızmış. İçinde hissettiği ve onu sürekli huzursuz hissettiren o boşluğu İslam’ın nuruyla doldurmayı başarabilmiş ve ailesinin, çevresinin dışlamasına ve tacizine rağmen tesettüre girip hayatını kökten değiştirmiş. Bu hikâyeyi duyunca ben de ağlamaya başladım ve bunun büyük bir nimet olduğunu, muhafazakâr bir çevrede yetişmeme rağmen bu nasibi kaçırdığımı fark ettim.

Daha sonra kapanmayı düşünmeye başladım çünkü bunun kutlu bir dava olduğunun bilincine varmıştım ancak yine de “çirkin görüneceğim, terleyeceğim, lise bitince kapanırım” diye nefsime karşı koyamadım. Normalde pek rüya görmeyen ben, sahici bir rüya gördüm ve kendime geldim. Rüyamda Azrail beni kovalıyordu ve uçarak ondan kaçmaya çalışıyordum.  Karşıma şeytanlar çıktı ve beni kandırıp Azrail’e teslim edeceklerdi ancak Fatiha okuyunca ortadan kayboldular. Azrail tam bana yetişmişti ki uyandım. Hep kapanmak, namaz kılmak için daha çok erken derken ölümün ne kadar da yakın olduğunun farkına vardım. Bunun üzerine kapanmaya karar verdim ve ablamın görümcesinden ödünç aldığım kıyafetleri giyip onunla bir Ramazan günü alışverişe çıktık. Nefsim önceden bana başörtülü halimi çok çirkin gösterirdi ama artık kendimi çok güzel görüyordum. Aşırı terleme hastalığı olan ben, oruçlu bir şekilde yazın sıcağında saatlerce dolaştım ama ne açlık ne de terleme hissettim çünkü o görev aşkı, ayeti üstümde taşıma gururu her şeyi önemsiz kılmıştı. Daha sonra memleketime döndüm. Daha önce beni çılgına çeviren, imanımı çalacak sorularımın cevabı bir bir önüme çıkıyordu. Her gün gördüğüm bir ağaç Rabbimin inayetiyle bana cevap oluyordu. Gözümdeki, kalbimdeki o cehalet perdesi kalkmıştı ve her şeyde bir hikmet görüyordum. Rabbim idrakimi açtığı için sorularımın cevaplarını kendim buluyordum. Bu berrak gözlerle, kulaklarla dışarı çıkmak o kadar hoştu ki sokakta sırıtarak yürürken birçok kişi bana deliymişim gibi bakıyordu.

Daha sonra okul açıldı ve tesettürlü halimle ilk kez okula gittim. Arkadaşlarım beni tanıyamadı ve yeni bir hoca olduğumu düşündüler😊 Herkes çok şaşırmıştı çünkü benim ateist olacağımı düşünmüşlerdi. Tabi ki mütesettir değilken de sınırlarım vardı ve gevşek biri değildim ancak yine de tam koruma altında değildim. Eğer tesettür ve ona yakışan hal-tavırlar benimsenirse bir kadının hayatının nasıl da kolaylaştığının ve korunduğunun farkına vardım. Tesettür namahremlerin bakışlarını kendimizden uzak tutmak için emredildi ve ben de bunun önemini anlıyordum artık.

Erkeklerin bakışının nasıl da bir kadını metalaştırdığını ve onu değersizleştirdiğini gözlemliyordum. Önceden benimle çok rahat bir şekilde konuşan erkek sınıf arkadaşlarımın artık konuşmaya çekindiklerini, laubali davranamadıklarını ve kelimelerini dikkatle seçtiklerini görüyordum. Bana saygı duyup ona göre mesafe koyuyorlardı ve rahatsız edemiyorlardı. İnsanların bakışları altındaki bir vitrin objesi değildim artık. Kızlar için normal olan açık bir kıyafetin erkeklerin zihninde neye dönüşebileceğini fark ettim. Kısacası tesettürün bir kalkan olduğunu öğrenmiştim. Şu anda bir toplu taşımaya bindiğimde namahrem biri yanıma oturmaya çekiniyor, oturursa kendini bana temas etmeyecek şekilde ayarlıyor veya zaruri iletişim kurmam gereken durumlarda laubali davranamıyor. Ben bu nimete kavuşurken birçok tanıdığım da kendini bundan mahrum bıraktı, 11 yaşında kapanan feraceli akrabam da dahil.

Rabbimin rahmeti ve yardımıyla ve ailem sayesinde imanımı kurtarıp bilinçli bir mütesettir oldum, eğer ben de zorla ya da çok erken yaşlarda kapansaydım tesettür ahlakı ve bilincine ulaşamayacaktım. Tesettürden çıkanlara kızmıyorum çünkü birçoğu onu bir kısıtlama olarak gördükleri ve hikmetini anlamadıkları için nefislerine ve çevrenin yoldan çıkarmasına uyuyorlar. Aileleri belki kapanmaları için zorluyor ama neden kapanmaları gerektiğini anlatmıyorlar, ya da başları kapalı ama mümine ahlakı taşımıyorlar.

Anladım ki tesettür Allah’ın emirlerinden bir emir, ancak ona uygun hal ve tavırlar benimsenmezse ve ölçüsüne dikkat edilmezse etkisi ve ehemmiyeti azalıyor. Sadece başını kapatmak mütesettir olmak için yeterli olmuyor. Tesettüre düşman olan birçok kişinin  “Siz kapalıların ne ahlaksızlıklar yaptığını görüyoruz, erkeklerle sarmaş dolaş, elinde içki, şu eteğe bak kısacık, şu pantolona bak daracık” vs. diyerek daha da ileri gidip İslam’a sövdüklerini görünce bunun nasıl ağır bir görev olduğunu anlıyordum. Tesettür ahlakı ve bilincine sahip olmalıydım çünkü insanlar kapalı kadınları birey olarak değil İslamiyet üzerinden yargılıyorlardı. Böyle insanlara fırsat vermemek ve bu vebalin altına girmemek için dikkat etmem gerektiğini biliyordum ve elimden geldiğince de çabalıyordum. İnşaalah Rabbim bu yolda muvaffak olmayı hepimize nasip eylesin.

Allah bizi hidayete erenlerden kılsın ve bizi bu yolda sabit kılsın, vesselam.

Ebru