Bizler, çevremizi gözlemlediğimizde görünür olanın değerinin arttığını ve tek doğrunun görünenmiş gibi gösterildiğini fark ettik. Bundan dolayı, rol modellerimizin de görünürlerde bir yerlerde olması gerektiğini düşündük. Örnek aldığımız müslüman kişilerin görünürlüğünün azlığı, onlara yakın duramamamıza; bu mesafe de, o boşlukları popüler kültürün dayattığı profillerle doldurmamıza sebep oluyordu. Onların jargonuyla konuşmak, onlar gibi giyinmek, onların yaptıklarını yapmak, bize bilgiliymişiz ve çağdaşmışız hissi veriyordu.

Oysa bu durum bizi hem kendimizden hem de İslamdan uzaklaştıran bir sonuçtu. Sade ve mutlu bir hayat yaşayan -sıradan addedilen- müslümanların; karakterlerine, aile ilişkilerine, toplumdaki duruşlarına, akademik hayatlarındaki başarılara birçok yerde rastlayınca bunun toplumda da görünür olması gerektiğine inandık.

Günden güne müslüman gençlerin bazılarının, takip ettikleri örneklerine duyduğu sevginin, onların İslam ile olan bağını zayıflattığını gördük. Kendilerinden ve inançlarından, o gruba dahil olmak uğruna vazgeçtiklerini fark ettik.

Bundan ötürüdür ki İslam’ı, hayatına uygulayan ve İslami perspektiften dünyaya bakan insanlara ihtiyacımız var.

Aynı zorlukları yaşayıp farklı bir yol seçen, etrafında olanları popüler kültür dayatılarından başka şekillerde değerlendiren, mütevazi müslümanlara ulaşma derdindeyiz.

Bu hikayenin diğer açısını, bir de onların ağzından dinleyelim.