Benim Hikayem

İçimdeki Bahar

Selam, hidayete tabi olanlara olsun!

Müslümanca yaşamak için mücadele veren bir anne babanın ilk çocuğu ve tek kızıyım ben.

Evet, mütedeyyin insanların çoğunlukta olduğu bir çevrede çocukluğum ve ilk gençliğim geçti. “Sana kolay tabii” diyebilirsin ama inan ki benim de hayatımda dönüm noktaları oldu. Her ne kadar hakikati gördükten sonra hayatını yüz seksen derece değiştirenlerinki kadar etkileyici olmasa da benim de bir tesettür hikayem var.

Orta okulun ilk yaz tatiline girerken insanlara bir baktım; sonrada kendime baktım. Düşündüm, küçükken “Ben ne zaman kapanacağım acaba? ” diye zaman zaman merak ettiğim soruyu irdeledim ve kesin bir karara bağladım. Bir yıl içinde tesettüre gireceğime dair kendime söz verdim. Bu söz aynı zamanda bir sırdı da. Allah ile benim aramda bir sır. Çünkü bu işin kimsenin beklentisini karşılamak için yapmak istemiyordum. Birine söyleyip de “ Ee, kapanıcam demiştin ne kadar zaman oldu niye kapanmadın? ”ya da “Daha yaşın küçük. ”gibisinden saçma söz ve baskılarla uğraşmak istemedim. Annemler öyle insanlar değillerdi. Fakat bunları diyecek insanlar elbette vardı akraba ve tanıdıklardan. Kolay olmadığını biliyor, küçük yaşta kapanıp sonra açılanları duyuyor ve görüyordum. Bu gibi riskleri en aza indirmek için kendime tanıdığım o bir yılı zihinsel ve fiziksel boyutta tesettüre hazırlık süreci olarak şekillendirdim. Bazı kurallar koydum:

Yazın dirseğin üzerinde giymek, kapri giymek yok.

Dar pantolon ASLA.

Uzun tişört giy.

Erkeklerle yakın olma( zaten bunda hassastım şükür).    

Gibi kurallar işte.

Kurallara riayete çok dikkat ettim. Yalnızken“kapanmak, tesettür, başörtüsü, farz, İslam” anahtar kelimeleriyle kafamda“yeni ben” hakkında senaryo yaza yaza artık işi kafada bitirmeye yaklaşmıştım.

Nihayet yarıyıl tatilinde tarihimi belirledim : 20 Nisan 20XX. Olacaksa o gün olmalıydı. Kalan iki-iki buçuk ayda ben içimde kapalı bir kızdım zaten. Arabada bir yere giderken camdan esen rüzgar saçımı savurunca “20 Nisan’dan sonra aynı rüzgarda saçım değil başörtüm dalgalanacak” diye içimden geçirir, gülümserdim. Niye gülüyon kız, dediklerinde tabi ki “Hiiiç aklıma bi şey geldi de” deyiverirdim.

Son ana kadar şeytan “Ya yapamazsan ne halt edicen kızım, adamı hasta etme! Yol yakınken geri dön. Bak küçücük kızsın ya!Hayat yeni başladı dur bakalım daha erken. ” diyerek beni yolumdan alıkoymaya çalıştı. Sana da çok yapıyordur. Dinleme, maval okuyor. Ben ona değil de Rabb’ime inanıp dayandığım, ona dua ettiğim için başardım.

20 Nisan sabahı, doğum günümde olduğundan daha heyecanlıydı ruhum. Vakit gelmişti artık. Annemin planımdan kısa süre önce haberi olmuştu. Babamın hiç haberi yoktu, toplantı için şehir dışındaydı. Özellikle babama sürpriz olsun istemiştim zaten, çok sevineceğini ve gurur duyacağını biliyordum. Annem o sabah “Yapıyor musun bugün şimdi?” diye sordu temkinli ve heyecanlı bir tebessümle. “Evet, zaten kararımı çoktan verdim.”diye onayladım.  “İyi, hadi bakalım.”dedi annem. Ama bunu “Aferin kız, göreyim seni!” dercesine söylemişti ve ben gayet iyi anlamıştım. İşi kendi içimde bitirdiğimi anlamıştı sanıyorum. Benim şevkimi kırıcı hiçbir şey demedi, Allah razı olsun. Ne büyük destekçimdi be annem! Bana güvendiğini iliklerime kadar hissettirmişti. Ertesi gün babam gelince annem ona söylemiş ve babam da böyle böyle olmuş, hayırlı olsun diye tebrik etti.

O zaman ortaokulda henüz başörtüsü yasağı devam ediyordu. Ama Allah bana öyle bir cesaret verdi ki okulda derslere başörtülü girme eylemini başlattım. Arkamdan okuldaki diğer kızların bir kısmı da bana katıldı. Çok azdık zaten, göze batmadık. Fakat müfettişin geleceği gün apar topar eve gönderilmek hepimize çok koydu. Okul yönetimi de haklıydı, soruşturmalarla uğraşmak istemediler. Derse örtülü girmemizi engellemediler ya, o yeter☺

Ben örtündükten 2 ay sonra akrabalarımın yaşadığı şehre ziyarete gittik. Onların yaşam tarzı biraz  farklı. Birçok akrabam “daha erkendi be kızım” dediler ama “yok yok erken değil” diyerek gülümseyerek karşıladım hepsini. Erkek kuzenlerim, eniştelerim sarılmaya yeltenmiyorlardı artık, hoş geldin kız deyip geçiyorlardı ve bu duruma bayılıyordum 🙂 Tesettür kalesinin gücünü anlamaya başlamıştım. Bu süper bir duyguydu.

Şimdi aradan yıllar geçmiş olsa da her 20 Nisan’da o günkü hissiyatım canlanır, tefekküre dalarım, şükrederim. O gün hiçbir şey bitmemişti aksine her şey yeni başlamıştı. Çünkü tesettür bir yoldu ve ben en başındaydım.

Lisede bazı arkadaşlarımın ve okuduğum birkaç hidayet hikayesinin yaktığı kıvılcımla tesettürün dilini çözmek için çok uğraştım iç dünyamda. Tam anlamak nasip olur mu bilmem ama onu çözdükçe daha çok sevdim. Aşkı hissettim hayatımda ilk kez. Bu sefer altı aylık çook zor bir sürecin sonunda,15’imin bitimine günler kala ferace giymeye başladım. Dışıma siyah, içime ve tüm dünyaya bahar gelmişti. O günü unutamam. O güne kadar tunik bol pantolon, son zamanlarda da kap giyerdim. Adım adım…

Feraceye hazırlık süreci çok daha zorlu geçmişti doğrusu. İçimdeki savaş meydanında nefsimle mücadelem gece gündüz devam ediyordu. Zaman zaman öyle şiddetleniyordu ki, içimdeki kılıç şakırtılarının dışarıdan duyulduğunu sanıyordum. Aylarca devam eden gözyaşıyla sırılsıklam olan dualardan sonra elhamdülillah neyin daha doğru olduğuna ikna oldum Rahman tarafından. Bu şekilde, feracemi ilk giyişimdeki besmeleyi gönülden taşan bir istekle çektim. Alışmakta hiç zorluk çekmedim biliyor musun, çünkü yine işi kafada bitirmiştim. Ferace giymeden önceki son ay ben manen feraceliydim aslında.

Şu an üniversitede bir sağlık bölümünde okumaya çalışıyorum. Feracem hem maddi hem manevi bir parçama dönüşmüş durumda elhamdülillah. Çok seviyorum, gerçekten. Feraceden kısa süre sonra canlı renkte olmayan büyük başörtüleri bağlamaya başlamıştım, tam gaz devam;) Bu yola vuruldum ben herhalde.

Ama biliyorum ki, tesettür insanları tek bir kalıba sokmaya çalışmaz. Her insan farklıdır. Evet, birçok renk ve modelden fedakarlık etmek gerekiyor bu yolda; fakat siyah giymek, çarşaf giymek de şart değil yani. Yapman gereken, tesettür şartlarını sağlayan bir cilbab, bir başörtüsü kapıp gelmek. Gel, bu yolda birlikte yürüyelim be dostum! Kop gel hadi, bu yolun sonu seni yoktan var edene çıkıyor, kötü bir yere değil ki!

Selametle…                                                                                   

Mavi Hayalci Kız