Düş'ününce

28 Şubat’a Bir de Buradan Bak

Sene-i devriyesi gelmese aklımıza bile gelmeyecek olan 28 Şubat’ı konuşmayı artık bıraktık mı yani? Yoksa yıllar geçtikçe, 28 Şubat popülerliğini bir başka toplumsal mağduriyete mi bıraktı?

Bu sene de 28 Şubat geldi, şükür. 28 Şubat hakkında birkaç söz söyleme fikri, çık aklımdan. Neyse, bir kere günün anlam ve önemine dair bir şeyler söyleme derdi düştü içime. Eminim sizin de, 28 Şubat üzerine farkındalık uyandırıcı resimler ve çoğunlukla atlayarak okuduğumuz veya hiç okumadığımız uzun mesajlar whatsapp bildirim kutunuzu şenlendirmiştir. Sonra bu sene de; siz de, her 28 Şubat denildiğinde gözümüzün önüne gelen, iki kolundan iki polisin tuttuğu tesettürlü, gözü yaşlı ablanın fotoğrafına bakıp, içinizde önce hüzün, sonra bir şükür hissi duymuşsunuzdur mutlaka. Ben de malum 28 Şubat tarihinden sonra doğmuş, 21 yaş halimle bu konu üzerine, müsaadenizle birkaç kelâm edeyim efendim.
28 Şubatı tecrübe etmesem de, ortaokul yıllarımdan bu yana üzerine çokça araştırma yapmış, dönemi anlamak için kendimce çaba göstermiş ve birçok mağdur abla ve teyzenin anılarını birinci ağızdan dinlemiş, dolayısıyla da bu konuyu kendine dert edinmiş birisi olarak uzun zamandır 28 Şubat hakkında konuşmayı bıraktım. Hımm, sanırım sadece ben bırakmadım: Sen bıraktın, o bıraktı, onlar bıraktı…

Sene-i devriyesi gelmese aklımıza bile gelmeyeceği 28 Şubat’ı konuşmayı artık bıraktık mı yani? Yoksa yıllar geçtikçe, 28 Şubat popülerliğini bir başka toplumsal mağduriyete mi bıraktı? Eğer durum bu değilse, o zaman 28 Şubat’ı artık bir daha konuşmanın vakti gelmiştir bence ama belki bu sefer başka bir paragrafın ilk cümlesi olarak. Unutuldu mu? Unuttuk mu? Kim unutturdu? Unutulması iyi bir şey mi kötü bir şey mi? Bu soruların hepsine tabi ki ben cevap veremem sayın ablalarım, dedim ya 21 yaşındayım ben. Ne hadsizlik yapacak kadar cahil cesaretim var ne de birilerinin kalbini kıracak kadar az günahım.
Geçmişte yaşanılan olumsuz olaylardan ders alıp, onları gelecek nesile taşımak geçmiş hataların tekerrür etmemesi için mutlaka gerekli. Bunun yanında gerekli olan diğer şey ise; bu tecrübeleri günümüz şartlarına ve imtihanlarına göre değerlendirip, güncelleyip o şekilde sunmak. Genelleme yapmanın acizliğinden âzâde şekilde, biz 28 Şubat konusunda tam da bu sıkıntıyı yaşıyoruz bana kalırsa. Evet, haklarımızı savunan dernekler kurduk, 28 Şubat hakkında kaliteli içeriğe sahip belgeseller yaptık, mağduriyetlerimizi her fırsatta dile getirdik, gelecek nesle şu anda sahip oldukları özgürlüklerinin kıymetini bilmeleri için çokça öğütler verdik…

Verdik verdik de, bu öğütler o zamanın gelecek nesli, bu zamanın lise, üniversite gençlerine ne kadar ve hangi yönde tesir etti sizce? Sizce günümüz gençliği, 28 Şubat sürecinde çekilen onca sıkıntının hakkını teslim ediyor mu? Yoksa 28 Şubat denince, akıllara sadece birkaç ablanın mağduriyet söylemleri mi geliyor? Bu söylemlerin, içinde uyandırdığı karşılık olarak “uzun zamandır mağdur değiliz, artık böyle sıkıntılar yok” diyen 2002 doğumlu genç kızımızın hüzünlü duygularını uyandırmaktan çok, aklına hitap etmeliyiz belki artık. Çünkü, o da haklı ablası, “artık mağdur değiliz.”

Hadi ya, gerçekten mağdur değil miyiz artık? Şu anda üniversiteye tesettürümle özgür bir şekilde giriyor olmamın arkasında, pek çok Hak yolda sebât eden ablanın emeği var, valla biliyorum ben bunu. Aslına bakarsanız o kız da biliyor bunu. Bizim bunu biliyor olmamızın, Müslüman pratik hayatımıza katkısı nasıl olabilir sizce? 28 Şubat hakkındaki ibretlik tecrübelerimizi sosyal medya üzerinden birbirimizle paylaşırken, günümüz genç neslinden beklentimiz nedir tam olarak? Genç nesilden beklentimizin sınırlarını tam olarak çizersek, her çağın kendi imtihanı ile geldiğini, dolayısıyla da her neslin de kendine özel imtihanı olduğunu anlamış oluruz.

Anlarsak ne mi olur? Beklentilerimizi günümüz dünyasına referans vererek, baştan inşa edip, gençlerin “kötü gidişatından” şikayetçi olmadan, geçmişten de dersler alarak, empati kurabiliriz. İşte o zaman 28 Şubat’ ın yaşanmasının, geleceğe aktarılmasının bir anlamı olur. Üzgünüm çok sevgili ablalar ama diğer türlüsü “yine mi mağdursunuz? ” diye karşılık buluyor çoğu gencin içinde.
Nereden mi biliyorum?
Bir arkadaş söyledi.

Selametle…

Zeynep