Düş'ününce

Yola, Yolcuya ve Yüke Dair

Allah nurunu tamamladığında bizlerin nerede olacağı sorusunu da, bu yolculukta yükümüzün ne olduğu ile değerlendirmek gerekir. Evet, yükümüz var, yüklerimiz var…

Yolcuyuz hepimiz şu yeryüzü gurbetinde. O gün sorulduğunda ’’Belâ’’ diye kabul edişten beri, dağların çekindiği o emaneti yüklenişten beri (Ahzab, 72), Allah’ın ruhundan üflediği andan beri (Secde, 9). Yolcu halimizden zuhur eden hasletlerden biri akıldır. Akletmenin ne kadar önemli olduğu Kur’an-ı Kerim’de sürekli bahsedilmesinden de anlaşılabilir.

Yolcu halimize yakışan akletmek, hakikatin sırrına eriş, Allah’ı sıfatları ile tüm yaratılmışlar üzerinden tanıyabilmektir. Bu şekilde akletme ile gelen bilgi, kula Allah’ın kudretini, rahmetini, hakimiyetini; kendisinin ise acizliğini anlatır.Yani acziyetinden gelen bir boyun eğişle, Allah’ın büyüklüğünü görüp kulu Allah’a yaklaştıran bilgidir. Asıl varılacak yeri apaçık eden bilgidir. Yolcuyu, menzile aşina kılan bilgidir. Menzili, yolcuya yakın kılan bilgidir.

Bir yol üzere sürer yolculuğumuz. Yol ile ereriz yolcu halimizin hakikatine. Yol, yolculuğumuzu zaruri kılar. Yürümektir defterimize dercolunan çünkü. Her birimizin yönü farklı olsa da istikamet birdir. Başlarken en doğru yola iletmesini, yolların varacağı Rabbimizden isteriz (Fâtiha, 6). Şüphesiz doğru yola iletecek O’dur çünkü (En’âm, 39). Ayrıca yol, yükümüzün de olduğunu bizlere söyler.

Yolun varlığı, zaman zaman ayağımızın takılacağını, çukurların olacağını, dikenlerin dizlerimize batacağını, aklımızın duracağını, kelimelerin tükeneceğini, kalbimizin dile geleceğini, her şeyi yeniden söylemek gerekeceğini kabul ettirir bize. Aynı zamanda yol, sonunda hakikate döndürüleceğimizi (Bakara, 28), Allah’ın nurunu muhakkak tamamlayacağını (Saff,8) müjde eder bize.

Allah nurunu tamamladığında bizlerin nerede olacağı sorusunu da, bu yolculukta yükümüzün ne olduğu ile değerlendirmek gerekir. Evet, yükümüz var, yüklerimiz var. Yolcu olmak, yolda olmak, yolculuğun farkında olmak bunu gerektirir. Yüksüz, tüm bunların içleri boş kalır çünkü. Tam da burada, neleri kendimize yük olarak aldığımızı, iyi belirlememiz gerekir. Çünkü yükümüzün kıymeti derecesinde yolcu halimiz değer görür, yolumuz aydınlanır, yolculuğumuz bir anlam kazanır.

Öte yandan üretilmiş yükler sırtımıza kof ağırlık olmakla kalmaz, suni yolculuklara da gebedirler. Yolun hakikatini örterler. Yolcuyu kalbi varken düşünmez, gözleri varken görmez, kulakları varken duymaz ederler (A’râf,179). Nasıl ki yolun ne olduğu yolcuyu o ederse, yükün ne olduğu da yolun ne yol olduğunu ortaya çıkarır. Yolculuk da o yük ölçüsünde değer kazanır. En sonunda menzile, bu yolculuğun değeri ile varılır vesselam.
Yolculuğunun idrakinde, yolu hakikat yolu, yükü hakikat yükü bir yolcu olmak duası ile.

Selametle.

Neslihan Aydın

Çizim: https://pin.it/6aRdjrh